Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 07 Ekim 2025 10:24 07 Ekim 2025 10:47

Toplumun kayıp saatleri

Toplumun kayıp saatleri

Reyting Uğruna İnsanlığımızı Kaybediyoruz

Değerlerimiz her geçen gün gözlerimizin önünde eriyor; kültürümüz, geleneklerimiz ve ahlaki ilkelerimiz adeta sessizce kayboluyor. Ancak çoğu zaman asıl suçluyu görmezden geliyoruz. Televizyon ve dijital ekranlar, toplumun ruhuna sinsice işleyen kirli bir düzeni her geçen gün yeniden inşa ediyor.

Ana haber bültenlerini açıyoruz; ekran kan gölü. Cinayetler, istismar haberleri, nefretle dolu tartışmalar. Artık çocuklarımızla birlikte haber izlemek cesaret istiyor, bir kanalda sabit durup haber izleyemiyorsun.

Öğle kuşağında ise farklı bir tablo yok, aile içi kavgalar, yasak ilişkiler, hakaret dolu programlar. Hepsi “reyting” adı altında pazarlanıyor. Mahremiyet çiğneniyor, değerler ayaklar altına alınıyor. Peki bu tablo, bilinçli ve sağlıklı bir toplum için nasıl bir zemin oluşturabilir?

Akşam kuşağı dizilerine bakalım. Her bölümde aynı senaryo; şiddet, aldatma, entrika ve boşanma. Ekranlardan taşan bu karanlık hikâyeler, toplumun ruhuna sessizce işliyor.

Oysa televizyonun görevi sadece “oyalamak” değil, aynı zamanda “öğretmek”, “örnek olmak” olmalıydı. Ama o sorumluluk çoktan unutuldu; yerini ucuz entrika ve reyting hırsı aldı.

Bir de işin dijital tarafı var. Diziler televizyon yayınından birkaç saat sonra YouTube’a yükleniyor. Ertesi gün öğleye varmadan milyonlarca izlenmeye ulaşıyorlar.

Peki sabah 08.00 – 12.00 saatleri arasında bu videoları kim izliyor? Ev hanımı zaten televizyondan evinde izliyor. Peki sabahın köründe bu videolar nasıl bu kadar izlenme sayısına ulaşıyor? Yoksa mesai saatlerinde ekran başında bambaşka bir dünyanın içine mi sığınılıyor? Bu soru bile, konunun ne kadar derinleştiğini anlatmaya yeter.

Ve işin bir başka boyutu daha var; telefon ve sosyal medya bağımlılığı. Artık ekran sadece televizyon değil; cebimizde taşıdığımız akıllı cihazlar ve sosyal medya platformları da bireyleri esir alıyor.

Sürekli bildirimlere bakma, beğeni sayısını takip etme, içerik akışına kendini kaptırma. Bu durum, sadece gençleri değil, ev hanımlarını, iş dünyasındaki yetişkinleri ve günlük hayatını ekranın ritmine göre şekillendiren herkesi etkiliyor. Ekran bağımlılığı, toplumsal değerlerin ve bireysel disiplinin yavaş yavaş erimesine yol açıyor.

Peki, neden bu konular işleniyor? Neden televizyon ve dijital platformlar sürekli şiddet, entrika, skandal ve kavgaya odaklanıyor? Çünkü toplum bunu merak ediyor, izliyor ve talep ediyor. Reytinglerin yükselmesi, beğeni sayılarına yansıyan ilgi, üreticilere “daha fazlasını yapın” mesajı veriyor. Bu da farklı bir boyut: İçerik sadece dayatılmıyor, bizler de bu kirli akışın bir parçası oluyoruz. Talep ettiği sürece, ekranlar kötü örnekleri sunmaya devam edecek.

Peki, ülkemizde hiç mi güzel şeyler olmuyor? Başarı hikâyeleri, fedakârlık örnekleri, sanat ve kültür başarıları, toplumsal dayanışma hikâyeleri… Bunlar yok mu? Elbette var. Ama ne yazık ki, en çok izlenen kanallarda ya da dijital platformlarda bu tür programlar nadiren yer alıyor. Oysa toplumun da bunlara ihtiyacı var; izleyici sadece şiddeti ve skandalları değil, ilham veren, umut veren ve öğretici içerikleri de görmek istiyor.

Her alanda cezalar uygulanıyor, denetim mekanizmaları titizlikle işliyor. Ama sıra medya içeriklerine gelince tablo birden değişiyor. Birkaç puanlık reyting uğruna toplumun değerleriyle oynamak suç değil midir? “Basın özgürlüğü” ile “toplumun ruhunu zehirlemek” arasındaki fark neden bu kadar göz ardı ediliyor?

Artık şu sorudan kaçamayız; eğer biz çocuklarımızı, gençlerimizi, ev hanımlarını ve ekranla nefes alıp veren bir toplumu kaybediyorsak; yarın hangi ahlaktan, hangi kültürden, hangi toplumdan söz edebiliriz?

Günümüzde medya ve dijital platformlar aracılığıyla toplumu dizayn etmek için kötü bir algı pompalanıyor. Şiddet, entrika, yalan ve popüler kültürle şekillendirilen bu kirli düzen, toplumun düşünce ve değer sistemine sinsice işliyor. Ve bizler, bu kötü gidişata karşı henüz kayda değer bir adım atmıyoruz. İzliyor, tüketiyor ve bazen onaylıyormuş gibi davranıyoruz.

Bir ülkenin geleceği eğitimle, kültürle, ahlakla ve değerlerle şekillenir.
Ama medya ve dijital bağımlılık aracılığıyla pompalanan olumsuz algılar, toplumsal çürümenin en tehlikeli tuzağıdır.

Reyting uğruna, kötü algılara teslim olursak ve umut veren içeriklere değer vermezsek, kaybedeceğimiz şey yalnızca televizyon karşısında geçen birkaç saat değil; geleceğimiz, çocuklarımız, evlerimiz ve kimliğimiz olacaktır.

Bu konuyu derinlemesine anlamak ve medya ile toplumsal algı arasındaki ilişkiyi daha iyi kavramak için, Banu Avar’ı takip etmekte büyük fayda var. Avar’ın analizleri, ekranların ve dijital platformların toplum üzerindeki etkilerini görmek ve farkındalık kazanmak açısından önemli bir kaynak sunuyor.

Yorumlar (42)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

A
ARİF AKGÜN
10 ay önce

Açıklayıcı ve başarılı içerik teşekkürler.

M
Murat Yılmaz
10 ay önce

Ahlaki çöküş devam ettikçe hic bir yere varamayacağız

C
Colin Camerer
10 ay önce

İnsan beynini ve karar verme sürecini seçili bir kaç kavram üzerinden değerlendirmeye çalışırsak ödül döngüsü ve öteleme motivasyonlarının rolünü göz ardı etmemiz mümkün değildir. Hayatından beklediği hazzı alamayan, kendini problemlerden kurtarmak yerine çözümü ilerde bulurum diye erteleyen, ertelediği zamanları da bedava haz sağlayan ana akım ve sosyal medya kaynaklarını tüketen ülkemiz vatandaşının yaptığı her ne kadar rasyonel olmasa da yapısallık düzleminde bakıldığında anlaşılabilirdir

M
Metin KURT
10 ay önce

Erhan bey tesbitleriniz çok doğru aynen katılıyorum. maalesef yazdığınız gibi halk ahlaksız ve mafya tipi programları izlediği için bütün kanallar bu yönde yayın yapıyor. Halk ta eğitim seviyesi düşüklüğü ve gelir adaletsizliği karşısında buralara yonleniyor. Sağlıklı toplum için ilk şart idarecilerin bu gidişata dur demeleridir. Devlet bunun için vardır.

M
Murat Aydın
10 ay önce

Yazını ilk defa okudum.Konusu ve içeriği toplumumuzu çok yakından ilgilendiren bu analizin ve yazın için yüreğine ve kalemine sağlık..

Tüm Yorumlar (42)

A
ARİF AKGÜN
10 ay önce

Açıklayıcı ve başarılı içerik teşekkürler.

M
Murat Yılmaz
10 ay önce

Ahlaki çöküş devam ettikçe hic bir yere varamayacağız

C
Colin Camerer
10 ay önce

İnsan beynini ve karar verme sürecini seçili bir kaç kavram üzerinden değerlendirmeye çalışırsak ödül döngüsü ve öteleme motivasyonlarının rolünü göz ardı etmemiz mümkün değildir. Hayatından beklediği hazzı alamayan, kendini problemlerden kurtarmak yerine çözümü ilerde bulurum diye erteleyen, ertelediği zamanları da bedava haz sağlayan ana akım ve sosyal medya kaynaklarını tüketen ülkemiz vatandaşının yaptığı her ne kadar rasyonel olmasa da yapısallık düzleminde bakıldığında anlaşılabilirdir

M
Metin KURT
10 ay önce

Erhan bey tesbitleriniz çok doğru aynen katılıyorum. maalesef yazdığınız gibi halk ahlaksız ve mafya tipi programları izlediği için bütün kanallar bu yönde yayın yapıyor. Halk ta eğitim seviyesi düşüklüğü ve gelir adaletsizliği karşısında buralara yonleniyor. Sağlıklı toplum için ilk şart idarecilerin bu gidişata dur demeleridir. Devlet bunun için vardır.

M
Murat Aydın
10 ay önce

Yazını ilk defa okudum.Konusu ve içeriği toplumumuzu çok yakından ilgilendiren bu analizin ve yazın için yüreğine ve kalemine sağlık..

T
Tuğçe AY
10 ay önce

Ve tüm bunların sonucunda iyi kalması için uğraştığımız her şeyde ama gerçek hayat bu değil.. Alışılması , öğrenilmesi gerekiyor , güç bu algısıyla doğru ve düzgün kalmaya çalışanlar kendilerini sorgulamaya başlıyor.. Ne yazık! Verimli bir içerik olmuş kaleminize sağlık.

D
Demet Ateş Boran
10 ay önce

Çok güzel noktalara parmak basmışsınız Erhan bey. Kaleminize sağlık.Yazılarınızı takip ediyorum.Aile yapısının bozulduğu bir dönemde yaşıyoruz.Çocuklarımızı bu düzenden ne kadar uzak tutabilirsek o kadar iyi.

M
Muzaffer uzun
10 ay önce

Kalemine emeğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş..

M
Muhammet iskender
10 ay önce

Sosyal çürümenin önüne geçilmeli ve ciddi adımlar atılması gerekli, her geçen gün çoluk çocuk bu sistem tarafından yutuluyor. Gündemde en çok tutulması gereken bu durumu göz ardı ediyoruz.

O
Osman Zengin
10 ay önce

Tüm toplum ve ülkelerin aynı sorunu belkide güzel bi noktaya değinilmiş,değerli köşe yazarımızı tebrik ederim. Kötüyü yanlışı engelleyemiyorsak iyi olanı,doğru ve temiz içerikleri arttırmalıyız.Tabi toplum neyi seçeceğinde ısrarcı olur bilinmez…

S
sosyal çürüme
10 ay önce

Erhan bey ellerinize sağlık. Yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum. Yine toplumu derinden etkileyen, üzerine bolca düşünülmesi tedbir ve çözüm yolları aranması gerekli bir konuyla karşımızdasınız. Çoğumuz bu durumları görmezden gelmekte yada sessiz kalmaktayız. Ne yazıktır ki sosyal medyayı sadece 'youtube, tivitter vb. birkaç uygulamadan var olduğunu sananlar tarafından yönetilmekteyiz. Buradan 'Çözüm sadece birkaç saatliğine erişimi kapatmak mı?' diye sormak istiyorum. Saygılarımla.

S
Sina Deniz Ulusoy
10 ay önce

Kesinlikle katılıyorum kelimesi kelimesine. Artık televizyon izleyemiyoruz. İzlediklerimizden utanır olduk. Biz bu değiliz. Yozlaştırılıyoruz. Ahlak kavaramı yerle bir oldu. Saygı sevgi yardımlaşma hoşgörü yaratıcılık paylaşım kısaca güzel olan hiç bir şey göremiyoruz artık etrafımızda ve ekranlarımızda. Banu Avar candır güzel tavsiye olmuş.

C
Cengiz
10 ay önce

Bence toplum mühendisliği altında insanlarımıza şekil vermeye çalışıyorlar bunlarda onların bir adımı malesef

D
Doğu çamur
10 ay önce

Güzel bir yazı , tebrikler

T
Temel Aydoğdu
10 ay önce

Erhan bey teşekkürler Yine toplumun kanayan en büyük yarasına dikkat çekmişsiniz. İnanın yazılarınızı okurken kendi düşüncelerimi size kaleme aldırmış gibi hissediyorum. Peki soruyorum ? Bu şehirde, bu şehiri yönetmeye çalışan kurum,kuruluş ve kişilerin toplumu aydınlatıcı yönlendirici ve dikkatini çekici bu sıkıntılara ilişkin çalışmaları yapmamaları ( en azından bilmiyoruz,duymuyoruz) çok manidar. Sizden ricam bu eğitici, toplumu bilinçlendirici konu ve konuları işlemeye devam etmenizdir.

Y
YYILDIRIM
10 ay önce

Yazıyı okurken hem üzüldüm hem de kendime baktım. Evet, ekran başında geçirdiğimiz saatlerin ne kadar değerli olduğunu çoğu zaman unutuyoruz. Günlük hayatımızda kaybolan ‘gerçek zaman’ ne yazık ki yerine geçmeyen içeriklerle dolduruluyor. Sayın Eroğlu’nun da dediği gibi, medya sadece eğlendirmekle kalmamalı, aynı zamanda topluma örnek olma sorumluluğunu taşımalı. Bu yazı, biraz durup ekranlarımıza, alışkanlıklarımıza ve toplumsal değerlerimize göz atmamız gerektiğini hatırlattı.

N
Neslihan Kaya
10 ay önce

Çok güzel dile getirmişsiniz, emeklerinize sağlık ????

B
Burcu hisoglu
10 ay önce

Tebrikler ????

İdris DE
10 ay önce

Değerli kardeşim kalemine sağlık çok güzel bir konuya temas etmişsin bu konular öyle bir hale geldi ki artık toplumda bahsettiğim bu konuların tamamı normalleştirildi basın aracılığıyla televizyon aracılığıyla telefon aracılığıyla, hem gençler olarak, hem yetişkinler bizler olarak sadece işler iyiye gitmiyor diye sitem ediyoruz ama işlerin yoluna girmesi için herhangi bir gayret göstermiyoruz

E
Enes Süleyman Yavuz
10 ay önce

İşte böyle eğitici öğretici yazılar, bakış açımızı genişleterek hayata karşı en doğru kararları vermemizi sağlar. Sana ve senin gibi toplum için çabalayan, umut ışığını yakan herkese teşekkür ederim

H
Hacı Bayram Hamzaoğlu
10 ay önce

Eline emeğine sağlık kardeşim çok güzel özetlemişsin

K
Köksal Çebi
10 ay önce

Makale ahlaki çürümenin nedenlerini ve muhtemel sonuçlarını ortaya koymuş. Sıra çözümle ilgili görüşleri ortaya koymak ve sorumluluk alarak elimizden geleni yapmak. Ben aile değerleri ve komşuluk kültürü ile ilgilenen biri olarak hem katkı sunmak hem de üretilecek bilgilerden yararlanmak isterim.

I
Ismail
10 ay önce

Erhan bey,toplumun kanayan yarasını dile getirdiniz. Toplum malesef her türlü aracı kullanarak insanları etkileyip hipnotize edercesine ekran bağımlısı,dijital kölelik gönüllüsü haline getiren güçlerin elinde oyuncak olmuş.Ekranlarda örnek gösterilecek hiç bir program yok.Bu konuları dile getiren de yok.Bir çark dönüyor ama gençlerin toplumun aleyhine dönüyor.Tespitler yerinde kalemine sağlık.

C
Coşkun Altınışık
10 ay önce

Kalemine sağlık bizler toplum olarak bu döngünün içine bir anda düştük......

S
Sado
10 ay önce

Cok güzel yorumlaması kalbine kalemine sağlık...

M
Mustafa Şahin
10 ay önce

Toplumsal çürümenin, temel kaynağı “Medya” tabi bunun içinde hepsi var sosyal medyanın tüm argümanları o kadar dip seviyede ki burada üretilen içeriğin acaba bu konuda diplerdemiyiz dedirtiyor, ama eğilip dikkatli baktığımızda dibinde dibi bataklık seviyesi var ki burası sosyal çürümenin başladığı yer. Burası öyle bir medya ki ulusal medyanın bu kadar olumsuz içeriğe rahmet okutur cinsten. Bu güzel yazınız için teşekkürler Erhan bey…

S
Sevilay Çakır
10 ay önce

Değerlendirmeler çok başarılı. Emeğiniz için teşekkürler.

H
Hasan kocaman
10 ay önce

Emeğine sağlık kardeşim bu konu maalesef yıllardır toplumumuzun kanayan yarası bu işten rant sağlayan Bi hayli fazla olduğundan çözümüde haliyle kolay olmuyor keşke net Bi çözümü olsa bizde elimizden gelenin fazlasını yapsak

U
Uğur Ç.
10 ay önce

Malesef bu durum ülkenin kanayan yarası. İnsanın Tv açası gelmiyor çoğu zaman. Sanırım toplumumuz da bu duruma alışmış gibi görünüyor.Her kanalda her akşam farklı diziler, farklı programlar malesef insanımızı robotlaştırmış gibi öylece bağlamış kendisine. Gerçekten toplum yararına program sayısı yok denecek kadar az. Kaleminize sağlık.

H
Haktan YÜRÜK
10 ay önce

Birçok sorun anlaşılır ve sade bir dille ortaya koyulmuş. Tebrik ederim.

T
Tunahan Yavuz
10 ay önce

Eline sağlık. Toplumumuzun en büyük sıkıntılarından birine değinmişsiniz.

G
Göktuğ yıldırıım
10 ay önce

Çok güzel konulara değinmişsin Erhan kardeşim,seni tebrik ederim.Şiddet içeren bütün diziler yasaklanmalı,mahfettik gençliği

K
Ka Yo
10 ay önce

"Geleceğimiz, çocuklarımız, evlerimiz ve kimliğimiz olacaktır." Maalesef size katılıyorum. Çürüyen bir toplum, onun çürük yansıması ve çürüten döngü. Bana göre 1980'den bugüne düzenin getirdiği yerdeyiz. Yazdıklarınızı yazan ve okuyan, en azından kendini ve cevresini olumluya yöneltecek insanlar oralarda bir yerlerde, eminim. Emek ve uyarı dolu bir yazı, teşekkürler.

A
Ayşegül kuş
10 ay önce

Öncelikle konunun bu kadar güzel vede doğru bir şekilde anlatılmış olmasını tebrik ediyorum. Hayata, hayatımıza çok güzel bir noktadan değindiniz.Televizyon yayınları hayatımıza şekil veren ciddi bir araç ve bu aracın doğruyu, yanlışı, ahlakı,eğitimin önemini, saygıyı sevgiyi ve bunun gibi yazamayacağım çokca doğruyu aşılaması gerekirken çok büyük bir karanlığın içine çekiliyoruz. Yemek programlaeı evlendirme programları oncelikle bunların yerini daha öğretici yayınların yer alması dileğimle.

Özcan maraba
10 ay önce

Malesef toplum diziler ve şov programları evlilik ayrılık barıştırma programları ile tamamen uyutuluyor

N
Nazlıcan Aydın Kandil
10 ay önce

Yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olan medya'nın günümüz Türkiyesini dinledik kaleminden sayın Eroğlu. Bir iletişimci olarak, medya okur yazarlığını ve uygulama alanlarının yaygınlaştırılmasını destekliyorum.

S
Seda Sağıroğlu
10 ay önce

Gerçekten toplum olarak en büyük kaybımız değerlerimizin sessizce erimesi oldu. Ekranlardan yayılan şiddet, hakaret, aldatma gibi temalar artık neredeyse günlük hayatın bir parçası haline geldi. Oysa medya bir toplumun aynasıdır bu kadar kirli bir yansıma, geleceğimiz için çok tehlikeli. Yazınız bu konuda büyük bir farkındalık yaratmış, her satırı düşündürücü. Emeğinize sağlık.

S
Sevcan Üçüncü
10 ay önce

Erhan bey, kaleminize sağlık toplumdaki durum çok iyi özetlenmiş. Daha bilinçli toplum olmayı ve çocuklarımızı daha iyi yetiştirmeyi diliyorum. Güzel yorumlarınız için teşekkür ediyorum.

O
Orhan BOR
10 ay önce

Medyanın toplum üzerindeki olumsuz etkilerini sorgulayarak değerlerimizin reyting uğruna göz ardı edilmesine tepki göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Topluma umut veren ve ilham kaynağı olan hikâyeler vermeli, halkı bilinçlendirmeli ve yozlaşmayı normalleştirmemelidir. Eğer bu gidişata dur demezsek, kaybedeceğimiz şey sadece ekran başında geçen zaman değil, geleceğimiz ve toplumsal kimliğimiz olacaktır. Aksi halde umursamaz, bencil, vicdansız ve saygısız bireyler artacaktır...

S
Saadet Bayram
10 ay önce

Bahsettiğimiz Detaylara Sonuna kadar katılıyorum hızlı bir ahlak çöküntüsü yaşıyoruz ailelere de çok sorumluluk düşüyor

B
Belma İskender
10 ay önce

Kaleminize sağlık Erhan Bey en büyük sorunlarımızdan birine değinmişsiniz. İnsanoğlu ne ile meşgul olursa onun esiri olur.Medyanın toplum üzerinde ki bu olumsuz etkilerini seyretmeye devam eden bireyler olduğu sürece ahlaki çöküş devam edecek ve bizler bu üzücü olaya tanık olacağız . Bu konuda neler yapılabilir bu konu hakkında da önerilerinizi bekliyoruz.

M
Muhammed Emin EROĞLU
9 ay önce

Yine çok önemli bir konuya değinmişsiniz, kaleminize sağlık Erhan Bey.Ülkemizdeki en büyük sorunların başını çekiyor bu durum.Her şey planlı, programlı işliyor.Bazı güçler tam da böyle olmasını istiyor aslında.Çok detaya inmek istemiyorum.Zaten siz de konu ile ilgili detaylara hakim bir isim vermişsiniz.Bu ahlaki erozyon ve çürüme,zihinleri işgal ediyor ve toplumumuzun kültürel değerlerinden uzaklaştırarak geçmişle bağını koparıp, gelecekle olan ilişkisini zayıflatıyor.Muhakkak çözüm bulunmalı..