Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 03 Ocak 2026 10:34

Yoklara karışanlar

Yoklara karışanlar

"Aç sefil yaşadı, değeri öldükten sonra anlaşıldı" konulu binlerce yazı var. Van Gogh sağlığında sadece bir resim satabilmiş, Modigliani tek sergi açabilmiş, Kafka tek bir kitabını yayımlatabilmiş, Bukowski aç susuz kalmış, çok da dayak yemiş, 3 dolarlık ev kirasını ödeyemeyen Poe'nun el yazmaları sonradan 10 bin dolara satılmış falan...

Değeri yaşarken bilinenler de var. Çok takdir görmüşler, ünleri dalga dalga yayılmış. Fakat "ölüm" denen canlı, onlarla aramıza kalın duvarlar ördükten sonra "nal sesleri sönüyor perde perde." Şimdi yüzlerce değerli yazar, şair sayabilirim ki hemen hiç kimse onların yapıtlarına el sürmez. Kapağı açılmayan küflü sandıklar içindeki göz nuru iğne oyaları gibi boynu bükük durur değerli kitapları.

Elbette "öksüzlerini" yalnız bırakmadığımız sanatçılar da var, en azından bir süreliğine. Ama isterse "sonsuz" gibi "belirli" bir süre olsun bu. "Kırmızı yanaklı elmalar bıraktı giderken ardında. Sen ben fâniyiz; ölür bu kuşlar, ağaçlar ve rüzgâr. Lakin usta hiç ölmeyecek…” dedikten sonra bir düşünürsün: Ama gülünç ve çok saçma! Beyaz bulutların gelip dallarına konduğunu kendisi hiç bilmeyecek...

Konunun özü budur.

Uşaklıgil'in yaşamının "Kırk Yıl"ını okurken geldi bunlar aklıma. Kültür ve edebiyat macerasındaki heyecan dolu günleri, uçup giden zamanları kurmaca tadında anlatmış üstat. Basılan ilk kitap, sansürlenen metinler, alevli tartışmalar, İzmir'de Türkçe bir gazete (Hizmet) çıkarma çabası, iki küçük odayı hemen her gün dolduran ziyaretçiler, dostlar, akrabalar, türlü türlü insanlar... Şimdi onların hiçbiri yok ama elimizde bu satırlar var. Peki, kaçımızın elinde?.. Ve bunun Halit Ziya'ya ne faydası var?..

Yok elbette, bilmez miyiz? Fakat o "yoklara karışma" korkusu var ya, onun yüzünden çırpınıp duruyor insan. Bütün o piramitler, görkemli gömütler, Tac Mahaller, Orhun Anıtları, devasa heykeller hep onun yüzünden...

Yorumlar (6)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

E
Erol Kara
7 ay önce

Bedenler ölür gider ancak düşünceler ve geride bırakılan eserler her daim yaşar. Yine harika bir yazı daha. Teşekkürler Ustam.

A
Ali İhsan DİNÇ
7 ay önce

Belki konudan biraz çıkacağım ama, yazıyı okurken ben başka bir yere gittim. Geçenlerde mezarlığı ziyaret etmiştim. O kadar çok, iyi tanıdığım ama buna rağmen unuttuğum isim gördümki... Yaş, benim gibi altmışa dayanınca insan biraz daha duyarlı oluyor, orada. Demem şu; ruh için ölmek diye bir şey yok. Yaratıldıktan sonra ebediyen yaşayacak. Ama cennette, ama cehennemde. Buradayken seçimlerimizi doğru yapalım. Çünkü, aslında fazla zamanımız yok.

A
Adem Hoca
7 ay önce

Yine ufuk açan bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık

T
Tülay Örs
7 ay önce

Acı gercek bu diyelim.Günaydınlar ögretmenim.Sağlıklı mutlu yıllar diliyorum

A
Ali Kemal Cinemre
7 ay önce

Boşuna büyük şairimiz ''Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden'' diye çırpınmamıştı. Teşekkürler hocam.

Tüm Yorumlar (6)

E
Erol Kara
7 ay önce

Bedenler ölür gider ancak düşünceler ve geride bırakılan eserler her daim yaşar. Yine harika bir yazı daha. Teşekkürler Ustam.

A
Ali İhsan DİNÇ
7 ay önce

Belki konudan biraz çıkacağım ama, yazıyı okurken ben başka bir yere gittim. Geçenlerde mezarlığı ziyaret etmiştim. O kadar çok, iyi tanıdığım ama buna rağmen unuttuğum isim gördümki... Yaş, benim gibi altmışa dayanınca insan biraz daha duyarlı oluyor, orada. Demem şu; ruh için ölmek diye bir şey yok. Yaratıldıktan sonra ebediyen yaşayacak. Ama cennette, ama cehennemde. Buradayken seçimlerimizi doğru yapalım. Çünkü, aslında fazla zamanımız yok.

A
Adem Hoca
7 ay önce

Yine ufuk açan bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık

T
Tülay Örs
7 ay önce

Acı gercek bu diyelim.Günaydınlar ögretmenim.Sağlıklı mutlu yıllar diliyorum

A
Ali Kemal Cinemre
7 ay önce

Boşuna büyük şairimiz ''Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden'' diye çırpınmamıştı. Teşekkürler hocam.

M
Metin Günaydın
7 ay önce

Pek çoğu sonradan anlaşılmış değer görmüş insanların acaba kaçı sağ olsaydım da görebilseydim der. Çok kuvvetli bir yazı kalemine sağlık