Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 30 Kasım 2024 18:28 02 Aralık 2024 10:56

O işler eskindendi

O işler eskindendi

"Mahkeme kurumu icat olmuşsa

Kullar rüşvet çeşmesini açsın diyedir

Kaza bela ile dünya dolmuşsa

Kazlar hâkimlere uçsun diyedir"

Seyrani'nin dizelerini bugünkü dile uyarlamış olsak da vaktiyle halkımızın "anahtar, arpa, yem, yemlik" diye de adlandırdığı "rüşvet" günümüze uyan bir olgu değil. Yani ben hiç duymadım, görmedim rüşvet alıp vereni. O işler eskidendi.

Selçuklu'dan Osmanlı'ya geçmiş diye yazıyor kitaplar. Yıldırım Beyazıt'ın, rüşvetçi kadıları (hâkimleri) bir konakta toplayıp binayı içindeki “değerli eşyalarla” birlikte ateşe vermeyi planladığı fakat buna engel olunduğu rivayet ediliyor. "Efendim, maaşlarını artıralım, rüşvet, hedaye filan almazlar." deniyor ama bu da çözüm olmuyor. Eline çok para geçen zatlar, "Yeter yahu, kefenimize cep yaptırsak bile hepsini götüremeyiz!" demiyor ne hikmetse.

2. Murat, veziri Çandarlı Halil Paşa hazretlerinden ödünç para isterken "Sakın ola ki aldığın rüşvet akçalarından vermeyesin!" diye uyarıyor kendisini. Buna mukabil Paşa'mız, "Yok efendim, ne rüşveti? Hepsi helal paradır. Memur maaşımdan, çocuğun sünnetindeki takılardan filan edindim bu serveti." demiyor. "Rahat olun sultanım. Onlardan değil, atamdan miras kalan kısımdan takdim ederim size." diyerek padişahımız efendimizi rahatlatıyor.

Sonraları Tarihçi Naima Bey, "Parayla makam mevki edinenlerin çoğu gözden düşüp berbat oldu." diye yazsa da kimseyi kandırmayı başaramıyor. 1849 yılına gelindiğinde parlak bir fikir ortaya atılıyor: “Memurlara, rüşvet müşvet almayacağız diye -Kuran'a el bastırarak- yemin ettirelim…”

Bu uygulama başladıktan sonra güzide bir geleneğin sona ermesi beklenir, değil mi? Fakat burada basit bir matematik devreye giriyor: Yemini bozmanın cezası 1 kişiye 10 fitre vermek veya tam tersi. Yani rüşvet değil bir rüşvetçik ile halledilebilecek küçük bir mesele.

Öyküyü bilirsiniz: Şikâyetler üzerine sürgün cezası alan bir kadı, eşyalarını kağnıya yüklerken etrafında toplanan halka sitem ediyor: “Birazcık daha sabredemediniz be akılsızlar! Küpümün altınla dolmasına sadece iki parmak kalmıştı. Oysa yerime gelecek kadı boş bir küple gelecek...”

Öykünün ana fikri şu: “Rüşvetçilere, hırsızlara tahammül edin. Küplerini doldurduktan sonra daha fazlasını istemeyeceklerdir.” Bu bana çok mantıklı geldi. Küplerinin büyüklüğünü ve kaç adet küpleri olduğunu önceden bilirsek hiç mesele değil.

Yorumlar (6)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

E
Erol Kara
1 yıl önce

Maalesef bazı küplerin dibi delik oluyor. O nedenle küp hiç dolmuyor. Önemli bir konu, ilginç metafor ve ironiler var. Kalemine sağlık Ustam.

M
Metin Günaydın
1 yıl önce

Kalemine sağlık ama ülkemizle hiç ilgisi olmayan bir konu herhalde Japonya Norveç Finlandiya gibi ülkeler için yazdın

T
Tülay Örs
1 yıl önce

Demekki, insanlık tarihinin her döneminde bunlar oluyormuş.Ama niye Avrupa'daki yok niye?Bizim gibi ülkelerde bu hukuksuzluklar oluyor.

D
doğan yıldız
1 yıl önce

yani bu hale gelmemizin nedeni memurların rüşvet alması mı? bu sadece devede kulak . sorunu herkes biliyor ama söylemeye cesaret edemiyor. sizde dahil.

E
Ersan G
1 yıl önce

Hiç olmuyor zannetmeyin, insanın olduğu her yerde bu olur ama bize göre çok daha az olur !

Tüm Yorumlar (6)

E
Erol Kara
1 yıl önce

Maalesef bazı küplerin dibi delik oluyor. O nedenle küp hiç dolmuyor. Önemli bir konu, ilginç metafor ve ironiler var. Kalemine sağlık Ustam.

M
Metin Günaydın
1 yıl önce

Kalemine sağlık ama ülkemizle hiç ilgisi olmayan bir konu herhalde Japonya Norveç Finlandiya gibi ülkeler için yazdın

T
Tülay Örs
1 yıl önce

Demekki, insanlık tarihinin her döneminde bunlar oluyormuş.Ama niye Avrupa'daki yok niye?Bizim gibi ülkelerde bu hukuksuzluklar oluyor.

D
doğan yıldız
1 yıl önce

yani bu hale gelmemizin nedeni memurların rüşvet alması mı? bu sadece devede kulak . sorunu herkes biliyor ama söylemeye cesaret edemiyor. sizde dahil.

E
Ersan G
1 yıl önce

Hiç olmuyor zannetmeyin, insanın olduğu her yerde bu olur ama bize göre çok daha az olur !

A
Ali İhsan DİNÇ
1 yıl önce

Neyse ki, biz o dönemlerde yaşamıyoruz. Bu açıdan çok şanslıyız !